Nihal Atsız’ı Anma Programı Büyük İlgi Gördü

Kastamonu Üniversitesi’nde “Büyük Türk Milliyetçisi Atsız’ı Anma Programı” düzenlendi.

Nihal Atsız’ı Anma Programı Büyük İlgi Gördü
21.12.2024
542
A+
A-

Kastamonu Üniversitesi Genç Tarihçiler Kulübü ve Türk Tarih Kulübü tarafından ‘’ Ölümünün 49. Yılında Hüseyin Nihal Atsız’ı Anma Programı” gerçekleştirildi. Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi Ötüken Salonu’nda düzenlenen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

Programa, Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar, Prof. Dr. Şerif Demir, Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu, Doç. Dr. Zeki Gürel başta olmak üzere akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Moderatörlüğünü, Dr. Öğr. Üyesi Ferda Merve Artuğ Karamanoğlu’nun üstlendiği programda İnsan ve Toplum Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şerif Demir ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı.

Programın açılış konuşmasını Ülkü Ocakları Kastamonu İl Başkanı Yusuf Ekşioğlu yaptı. Ekşioğlu, konuşmasına Türk Milliyetçiliği adına bir dava bırakmış olan önemli isimlerden Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatının altın sayfalarından bahsedecek olan konuşmacı hocaları dinleyecek olmanın mutluluğu içinde olduğunu söyleyerek başladı.

“Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü”

Ekşioğlu, Türk büyüklerinde düşünce, edebiyat, sanat, askeri ve siyaset yönlerinden milletimizin bazı hasletlerinin bulunduğunu belirtti. Örneklerle açıklamak gerekirse, büyük Türk Hakanı Ebul Feth Sultan Mehmed Han’da milletin bilgeliğini görmenin anlamının büyük olduğunu ifade etti.

Ekşioğlu, Fatih Sultan Mehmet’in 7 dil bildiğini bunların yanı sıra matematik, fizik, coğrafya, felsefe, tarih gibi birçok bilim alanında okuma ve çalışma yaptığını, kendi tasarladığı şahin topu ve havan topu gibi silahlara tarihe yön veren, çağın ilerisinde bir entelektüel olduğunu belirtti.

Ekşioğlu, Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de milletin hürriyetini yansıttığını belirterek Atatürk’ün öncelikli vatan alanını hürleştirdiğini, ardından ekonomi, eğitim, sanayi, tarım, sosyal hayat ve birçok alanda yapılacak inkılaplarla tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attığını vurguladı.

Ekşioğlu, bugün vefatının 49. yılında andıkları Büyük Türk milliyetçisi Hüseyin Nihal Atsız’ın, milletin iradesini yansıttığını belirterek Atsız’ın zorluklara karşı asla yılmayan bir karaktere sahip olduğunu ve söylediklerini söylemekten çekinmediğini, korkmayan edebiyat ve düşünce adamı olduğunu ifade ederek kendini yakma pahasına Türklüğe ve Türk kimliğine hakaret edilmesine asla izin vermeyen bir insan olduğunun altını çizdi.

Ekşioğlu, Hüseyin Nihal Atsız’ın “Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü” mısralarında ifade ettiği gibi, Atsız’ın yegane fahri hizmetinin Türklükten başka bir şey olmadığını belirtti. Ekşioğlu, ‘’ Bu öyle bir adanmışlıktı ki, yazdığı roman ve şiirlerle milli iradeyi ve şuuru ayakta tutmuş, nesilden nesile aktarılmasını sağlamıştı.’’ ifadelerini kullandı.

Ekşioğlu, Hüseyin Nihal Atsız’ın yazdığı makalelerle Türk’ün kim olduğunu adeta tüm dünyaya yaydığını ifade etti. Ayrıca, Atsız’ın yaptığı tarih çalışmalarıyla Osmanlı kroniklerini düzenleyerek, günümüzde saklanan tarih bilgilerinin daha kolay bir şekilde erişilmesini sağladığını belirtti.

Ekşioğlu, programda emeği geçen, Genç Tarihçiler Kulübü ve Türk Tarih Kulübü Başkanlarına, konuşmacı hocalara şükranlarını sunarak konuşmasını bitirdi.

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu, Hüseyin Nihal Atsız’ın Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük dava adamlarından biri olduğunu söyledi. Atsız’ı “Büyük bir yazar, şair, edebiyatçı ve fikir adamı” olarak gördüğünden söz eden Prof. Dr. Yakupoğlu, Atsız’ın maddi çıkarlarıyla veya kişisel çıkarlarıyla hiçbir alakasının olmadığını vurguladı.

‘’Atsız, sonu ne olursa olsun, hapse girmeyi dahi göze alarak inançlarını savundu’’

Prof. Dr. Yakupoğlu, Atsız’ın sadece Türklük için yaşadığını, Türklük için mücadele ettiğini ve bu uğurda hayatını feda ettiğini belirtti. Edebiyat ve fikir tarihindeki Atsız’ın cesur, mert, dürüst ve bütünlük değerleri yüksek bir karakter olarak öne çıktığını söyleyen Prof. Dr. Yakupoğlu, Atsız’ın sonu ne olursa olsun, hapse girmeyi dahi göze alarak inançlarını savunduğunu ifade etti.

Atsız’ın aynı zamanda büyük bir ilim adamı ve edebiyatçı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yakupoğlu, Atsız’ın Türkçülükteki davasında yılmaz kararlılığını ve dava adamı oluşunu çalışmalarının en önemli özelliği olarak nitelendirdi. Prof. Dr. Yakupoğlu, Hüseyin Nihal Atsız ve onun dava arkadaşları başta olmak üzere, bu millet, bu bayrak ve vatan uğrunda mücadele eden tüm şehitlere, gazilere ve fikir adamlarına minnet duyduğunu ifade ederek konuşmasını bitirdi.

Program, Kastamonu Üniversitesi öğrencisi Fikret Can Açıkgöz’ün, Atsız’ın Geri Gelen Mektup şiirini okumasıyla devam etti.

Moderatörlüğünü yaptığı panelde ilk sözü Dr. Öğr. Üyesi Ferda Merve Artuğ Karamanoğlu aldı. Dr. Öğr. Üyesi Karamanoğlu konuşmasına, Nihal Atsız’ın 12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’da doğduğunu söyleyerek, Atsız’ın eserlerinin Türk milliyetçiliği ve Türk tarih anlayışının yansıtıldığını ifade etti. Özellikle “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtlar Diriliyor” romanlarının bu alanda en dikkat çekici eserleri arasında yer aldığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Karamanoğlu, Atsız’ın şiirlerini, Türk milletine sevgi ve milliyetçi yaklaşımlarını ifade ettiğini anlattı.

‘’Özellikle Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor romanlarının bu alanda en dikkat çekici eserleri arasında yer alıyor’’

Panelde, Atsız’ın Türkçülük akımının öncülerinden biri olduğu ve Türk milletinin köklerine inerek önemli çalışmalara imza attığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Karamanoğlu, Türk kavramı ile ilgili olan bağlılığı ve sevgisinin, hem çalışmalarında hem de fikirlerinde belirgin bir şekilde yer aldığına dikkat çekti. Atsız’ın Türk milletinin birlik ve beraberliğini ön planda tuttuğunu bu değerlerin gelecek nesillere aktarımını amaçladığını belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Karamanoğlu, Atsız’ın edebi kişiliğini, Türk milletine olan katkılarını bir kez daha hatırlatarak, Türk edebiyatındaki kalıcı eserlerinin hala gündemde olduğunun altı çizdi.

İnsan ve Toplum Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şerif Demir, Atsız’ın yaşadığı dönemdeki siyasi ortamı ve Türk tarihi açısından önemli bir kalem olmasındaki çeşitli etkenleri özetledi. Prof. Dr. Şerif Demir, “Bir milleti, zamanın ötesinden geleceği gören, düşünce ve görüşleriyle kuşakları tarafından sunulan isimler yeni ufuklara taşınır. Atsız da bu isimlerden biridir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Demir, Atsız’ın gençlik dönemlerinde Osmanlı’nın yıkılış ve yeni Türk Devleti’nin kuruluş süreçlerine şahitlik ettiğini vurgulayarak, “Atsız içerideki azınlıkların ihanetlerini görmüş, işgal İstanbulu’nda Türk’ün işgalciler ve azınlıklar tarafından aşağılanmasına tanık olmuştur. Kendisi edebiyatçı, şair, sanatçı, tarihçi, bilim adamı, fakat hepsinden öte Türkçü’dür. Türkçülüğünde, bilhassa işgal İstanbulu’nu yaşamış olmasının ayrı bir payı vardır.” ifadesini kullandı.

‘’Bu uğurda işinden oldu, sürüldü, hapse girdi, mağdur oldu, suçlandı, ceza aldı. Sonunda bütün suçlamalardan beraat etti.”

Prof. Dr. Demir, Atsız’ın bir taraftan akademik işlerle uğraşırken, öte taraftan Türkçülük düşüncesini yaymak, yabancı akımların Türk kültür hayatında yapacağı tahribatı önlemek için kalemiyle mücadeleye başladığını, kaleminin ve üslubunun sert olduğuna değindi. Prof. Dr. Demir, Atsız’ın kimseye minnet etmediğini,  birçok kişi ve yetkiliyle basın hayatında boğuştuğunu vurgulayarak ‘’Bu uğurda işinden oldu, sürüldü, hapse girdi, mağdur oldu, suçlandı, ceza aldı. Sonunda bütün suçlamalardan beraat etti.” diye konuştu.

 ‘’Atsız, bu ülkenin kıymetidir, değeridir ve bu etkinliklerin daha fazlasını hak eden birisidir, kültür, bilim, irfan adamıdır kitaplarının okunması ve okutulması gerekir.’’

Prof. Dr. Demir, Sabahattin Ali’nin, bir mektubunda kendisini “vatan haini” olarak suçlayan Nihal Atsız’a hakaret davası açtığı dönemi anlattı. Mahkemenin, Atsız’ı bu dava sonucunda 6 ay hapis cezasına çarptırdığını 1944 yılında ise Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, Nihal Atsız ve 34 arkadaşı hakkında aleyhine bir konuşma yaptığını aktardı. Prof. Dr. Demir, Nihal Atsız’a 6,5 ​​yıl hapis cezası verildiğini ancak karar, değiştirme ceza süresinin 1.5 yıl indirildiğini söyleyerek Atsız’ın, hapis cezasının ardından yaklaşık iki yıl boyunca iş bulamayarak zor bir dönem geçirip. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Haydarpaşa Lisesi’ne atanarak öğretmenlik yapmaya başladığını belirtti.

Prof. Dr. Demir, Atsız’ın çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazdığını söyleyerek aynı çizgideki derneklerin kurucuları arasında yer aldığını, konferanslar verdiğini. Prof. Dr. Demir, Atsız’ın Ötüken’de yazdığı yazılardan dolayı hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşince tekrar tutuklandığına değinerek, onun eserlerinden feyz alanların yoğun başvurusu üzerine Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından 1974’te affedildiğinin altını çizdi. Bütün bu meşakkatli hayatına rağmen hiçbir zaman vazgeçmediği tarih araştırmalarına devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Demir, Ruh Adam’ın devamı olacak dediği Yalnız Adam isimli romanının fikrî hazırlığı içindeyken kalp krizi nedeniyle İstanbul’da vefat ettiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Demir, ‘’Atsız, bu ülkenin kıymetidir, değeridir ve bu etkinliklerin daha fazlasını hak eden birisidir, kültür, bilim, irfan adamıdır kitaplarının okunması ve okutulması gerekir.’’ ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Demir konuşmasının sonunda bu insanların 70-80 yıl önce bu çaba, bu gayret, bu özveri, bu fedakarlığı gösterirken insanların bunlara duyarsız kalmaması gerektiğini söyledi.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yılmaz, bu etkinliklerin önemli olduğuna değinerek özellikle Eğitim Fakültesi için gençliğe milli ahlak ve terbiyeyi tarih, kültür şuurunu kazandıracak kişilerin öğretmenlerin olduğunu vurguladı.

Üslup yönünden kuvvetli bir sanatkâr olan Hüseyin Nihal Atsız’ın, eserlerini akıcı, berrak ve lirik bir dille yazıp, süsten ve özentiden uzak tabii ve canlı bir dilin peşine düştüğünü, coşkun bir heyecanın çerçevelediği kuvvetli bir romantizm, onun şiir ve romanlarının karakteristik çizgileri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, diğer eserlerinde ise daha ilmî bir üslup kullanmaya özen gösterdiğini vurguladı.

Fransızca, Farsça ve Arapçayı iyi bilen Atsız’ın, aynı zamanda usta bir şair olduğunu, şiirlerini genelde hece vezniyle yazan şairin aruzu da başarılı kullandığını, önceliğinin Türk ve Türk kahramanlığı konularına verdiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, aşk konusunu işlediği şiirlerinin de az olduğundan söz ederek bazı şiirlerinde ise davasını anlattığı sırada yaşadığı yalnızlıktan ve karşılaştığı olumsuzluklardan bahsettiğini aktardı.

‘’Gençliğe milli ahlakı, terbiyeyi, tarih ve kültür şuurunu kazandıracak kişiler öğretmenlerdir’’

Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, 1950-1951 öğretim yılının başında Haydarpaşa Lisesi edebiyat öğretmenliğine getirilen Atsız’ın, burada iki yıl görev yaptığının altını çizerek bu defa da, 3 Mayıs’ın kutlanması için Ankara’da verdiği ilmi bir konferans bahane edilerek öğretmenlikten alındığını ve Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine iade edildiğini burada 17 yıl çalıştıktan sonra 1969’da emekliye ayrıldığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, Atsız’ın ”Sona Doğru” şiirini okuyarak konuşmasını sonlandırdı.

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kaçar tarafından Dr. Öğr. Üyesi Ferda Merve Artuğ Karamanoğlu’na plaket takdim edildi.

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu tarafından Prof. Dr. Şerif Demir’e plaket takdim edildi.

Ülkü Ocakları Kastamonu İl Başkanı Yusuf Ekşioğlu tarafından Dr. Öğr. Üyesi Murat Yılmaz’a plaket takdim edildi.

Program, toplu fotoğraf çekimi ve kitap hediye çekilişinin ardından sonra erdi.

HABER: TUĞÇE KARAFAKIOĞLU-MUSTAFA ŞAHİN

FOTOĞRAF: TUĞÇE KARAFAKIOĞLU

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.