İletişim Fakültesi’nde “Kırım’ın İşgali ve Kırım Gerçeği” Konferansı

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Dünyası Öğrenci Topluluğu tarafından “Kırım’ın İşgali ve Kırım Gerçeği” konulu konferans gerçekleştirildi.

İletişim Fakültesi’nde “Kırım’ın İşgali ve Kırım Gerçeği” Konferansı
22.05.2025
528
A+
A-

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleşen konferans, Kastamonu Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ercan Çelebi’nin açılış konuşması ile başladı. Prof. Dr. Ercan Çelebi, konuşmasına müdürlük olarak Türk Dünyası içerisinde yer alan Türk topluluklarının kültürlerini tanıtmayı ve Türk Dünyası’nın sorunlarını ele almayı amaçladıklarını belirterek başladı. Prof. Dr. Ercan Çelebi, konuk olarak katılan Prof. Dr. Enver Aydoğan’a teşekkürlerini sunarak sözlerini sonlandırdı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Öğr. Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, sözlerine “Konumuzun odak noktası Kırım’ın işgali ve Kırım gerçeği olsa da Türk Dünyası ve dünyanın jeopolitiğiyle ilgili olarak birtakım bilgiler paylaşmak istiyorum.” ifadeleriyle başladı. Prof. Dr. Enver Aydoğan, konuşmasında Kırım’ın ülkemize coğrafi olarak çok yakın bir bölgede olduğunu belirterek “Biz bu kadar yakın bir coğrafyada iken olayla ilgili ilişkilerimiz ve ilgili hassasiyetimizin ne durumda olduğu” konusuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Enver Aydoğan, Kırım Türkleri hakkında bilgi verdi. Kırım Türkleri’nin Rusya tarafından yaşam hürriyetlerinin işgal edildiğini ve günümüzde Kuzey, Güney ve Doğu Türkistan bölgelerinde de bu durumun devam ettiğini belirtti. Prof. Dr. Enver Aydoğan, öğrencilere “Biz Türkler olarak ne zamandan itibaren Kırım’da varız?” sorusunu yöneltti. Öğrencilerden gelen cevapların ardından bu konuda bilgi verdi. Bu toprakların yaklaşık 250 yıldır bize ait olmamasına rağmen orada yaşamış kişilerin bırakmış olduğu eserler, anıtlar, türbeler, camiler ve medreselerin o coğrafyanın kime ait olduğunu gösterdiğini ifade etti. M.Ö. 300 yılına kadar giden bir tarihten bahsetti. Bu tarihin, aynı zamanda bizi gururlandıracak bir tarih olduğunu, çünkü dünyanın bu kadar büyük bir coğrafyasında yer alan tek milletin Türkler olduğunu belirtti ve “Bu, bizim gurur duymamız gereken bir gerçektir.” ifadelerini kullandı.

Kırım adının, Altın Orda Devleti’nin Kırım Eyaleti başkenti olan Kırım şehrinden alındığını belirtti. Altın Orda Devleti’nin kuzeyin en güçlü devleti olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Enver Aydoğan, Kırım’ın Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinin tarihsel olarak 1466 ve 1475 tarihleri arasında başladığını söyledi. Altın Orda Devleti’nden kalan 4 hanlık bulunduğunu ve hanlık ifadesinin “içerde özerk, dışarda ana devlete bağlı” anlamına geldiğini belirtti. Kırım Hanlığı’nın Osmanlı Devleti ile ilişkisinin de bu şekilde olduğunu söyledi. Kırım ve Osmanlı Devleti arasında yapılan bir anlaşmadan bahsetti.

Türk boylarının hepsinde bu durumun tarihsel olarak var olduğunu söyleyen Aydoğan, “Oğuz Kağan’dan gelmeyen devletin başkanına biz devlet başkanı demeyiz.” dedi. Örneğin, çok büyük bir devlet kurduğu hâlde “kağan” demediğimiz kişinin Timur olduğunu belirtti. 1474’ten itibaren yeniliklerin sürdüğünü, coğrafi anlamda yakınlığın dışında devlet yönetiminde de işbirliğinin devam ettiğini ifade etti.

Yapılan anlaşma ile Osmanlı ve Rusya, 1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ı kendi haline bırakma kararı aldıklarını belirtti. Ancak Rusya’nın emperyal düşüncesi ve işgal hedeflerinin hiçbir zaman sona ermediğini, Rusya’nın Kırım’ı 1783’te kesin olarak işgal ettiğini söyledi. Bu tarihten sonra Anadolu’ya göçlerin başladığını ifade etti. Ünlü Türkolog Bekir Sıtkı Tarancı’nın da Ruslar tarafından 1937’de kurşuna dizilerek öldürüldüğünü belirtti. Ülkemizdeki bazı önemli tarihçilerin de Kırım Türkü olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Enver Aydoğan, İstiklal Marşımızın ilk kelimesi “Korkma” ifadesine dikkat çekerek Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini hatırlattı: “Eğer Akdeniz’in Toros dağlarında bir tane yörük ailesinin ocağı tütüyor ise hiç endişe etmeyin, yeniden devlet kurarız.” ifadelerinin altını çizdi.

“Bizim için vatan demek, Kırım demek; hayatın kendisi demektir.” ifadeleriyle 1974’te Kırım’a giremediği için “Ya Kırım’da yaşarım ya da ölürüm.” diyerek kendini yakan sosyal eylemci Musa Mahmut’tan bahsetti ve Kırım’ın bizim için önemli bir anlam taşıdığını vurguladı.

Prof. Dr. Enver Aydoğan, dünyanın işgale karşı tepkisinden de bahsetti. İlk tepkilerin daha çok sözlü ifadelerle ve kınama yoluyla olduğunu, askeri bir çözümün hiç meydana gelmediğini ve ekonomik baskının zaman içerisinde arttığını anlattı.

Konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Programın sonunda, Prof. Dr. Enver Aydoğan’a, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.

Doç. Dr. Zehra Esra Ketenoğlu Kayabaşı tarafından Prof. Dr. Aydoğan’a bir armağan sunuldu. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ile sonlandı.

Haber/Fotoğraf: Gizem Aydın

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.