21 Mart Nevruz Paneli: Baharın ve Kardeşliğin Buluşması

Kastamonu Üniversitesi’nde “21 Mart Nevruz” başlıklı panel gerçekleştirildi.

21 Mart Nevruz Paneli: Baharın ve Kardeşliğin Buluşması
24.03.2025
220
A+
A-

Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Topluluğu ve Türk Halk Bilimi Öğrenci Topluluğu tarafından ‘’21 Mart Nevruz Paneli” düzenlendi.

İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Programa, Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz, Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Gürel başta olmak üzere akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Moderatörlüğünü, Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülten Küçükbasmacı’nın üstlendiği programda Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Topluluğu ve Türk Halk Bilimi Öğrenci Topluluğu öğrencilerinden Damla Yapıcı ‘’ Nevruz’un tarihçesi, kökeni ve Nevruz adlandırmaları’’, Berkan Karakaş ‘’ Türk Dünyasında Nevruz’’, Eyyüp Olğaç ‘’ Kastamonu’da Nevruz’’, Gamze Kuru ‘’ Edebiyatımızda Nevruz’’ başlıklı konuşmaları ile panelist olarak katıldı.

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülten Küçükbasmacı panelin açılış konuşmasını Heydar Baba’ya Selam şiirinin şu satırlarını okuyarak başladı:
Bayram yeli çardakları yıkanda,
Novruz gülü, kar çiçeği çıkanda,
Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda,
Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun,
Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun.
Prof. Dr. Gülten Küçükbasmacı, Nevruz’un binlerce yıllık geçmişiyle köklü bir gelenek olduğunu ifade etti. Doğanın uyanışını, bereketi ve bolluğu simgeleyen bu bayramın, Türk toplumunda özel bir yere sahip olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, Nevruz’un birlik, beraberlik ve dayanışmayı güçlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Küçükbasmacı, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından kutlamaların önemine değindi. Nevruzun, Türklerde aynı zamanda Ergenekon Bayramı olarak da kutlandığını söyleyen Prof. Dr. Küçükbasmacı, Nevruz’un 2009 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesi’ne girdiğini hatırlatarak Türkiye’den hariç 9 ülkenin daha başvurduğunu söyledi. 2016 yılında ise bazı ülkelerin de başvurduğunu belirterek Nevruz’un geniş bir coğrafyada kutlandığını vurgulayan Prof. Dr. Küçükbasmacı, Türklerin 12 hayvanlı takvimine göre bu yılın yılan yılı olduğunu belirtti. Nevruz Bayramı’nın birlik, beraberlik ve kardeşliğin günü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Küçükbasmacı, konuşmasını herkesin Nevruz Bayramı’nı kutlayarak sonlandırdı.

‘’Nevruz Türk’ün bayramıdır.’’

İlk konuşmacı Damla Yapıcı, Nevruz’un yüzyıllardır Orta Asya ve Ortadoğu’da farklı uluslar tarafından çeşitli amaçlarla kutlanan geleneksel bir kültür olgusu olduğunu belirtti. Yapıcı, Nevruz’un özünde baharla başlayan yeni bir yılın tazeliğinin ve heyecanının bulunduğunu ifade etti.
Ulusların, bu yeni yılın ilk gününü bahar coşkusuyla taçlandırarak, çeşitli mitolojik ve efsanevi unsurlarla harmanlayıp, kendi örf ve gelenekleriyle birleştirerek kutladıklarını belirten Yapıcı, bu geleneğin, yüzyıllar boyunca devam ettirilmiş ve bugün de kutlanmaya devam etmekte olduğunu vurguladı.
Yapıcı, Nevruz kelimesinin Farsçadan türediğini ve “nev” (yeni) ile “rüz” (gün, gündüz) kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu belirtti. Bu birleşik kelimenin, yeni bir günün, yeni bir yılın başlangıcını, doğanın yeniden uyanışını, dirilişini ve canlanışını ifade ettiğini söyledi. Yapıcı, ‘’Nevruz Türk’ün bayramıdır.’’ diyerek konuşmasını bitirdi.
İkinci konuşmacı Berkan Karakaş, konuşmasına şu sözlerle başladı: “Yaşınız kutlu olsun, Ömrünüz uzun olsun, Ulusumuz bahtlı olsun, Dört çeşit malınız çok olsun, Nevruz bereket versin, Laleler sümbüller açsın, Ulus günü kutlu olsun, Nevruzunuz kutlu olsun, Hızır yoldaşınız olsun, Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin!”
Berkan Karakaş, yaşayan ve yaşatılan miras denilince ve Türk kültür ve gelenekleri denilince akıllara gelen Türk’ün Bayramı Ulusun Ulu Günü Nevruz Bayramı’nın Türkistan coğrafyasında Türk Devlet ve Teşkilatlarında hangi ritüeller çerçevesinde kutlandığından bahsetti. Karakaş, dünyanın köklü kültür ve medeniyetine sahip milletlerinden biri olan Türk milletinin, kendine özgü inanç, örf, âdet ve geleneklerinin var olduğuna değindi. Karakaş, Çin içlerinden Avrupa içlerine, Sibirya sahillerinden Yemen, Afrika sahillerine kadar nice coğrafyada binlerce yıl hükümran olan asil Türk milletinin dünya medeniyetine bahşettiği önemli geleneklerden birinin de Nevruz geleneği olduğunu aktardı.
Karakaş, Osmanlı devrinde yapılan Nevruz kutlamaları Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî olarak devam ettiğini anlattı. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gösterilmeye başlanan bu hassasiyet; Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde şu veya bu sebepten dolayı ihmal edilmiş olsa da Türk insanına kendi kültürel kimliğini, kişiliğini, benliğini, hüviyetini kazandırma gayreti oluşturduğunu söyleyen Karakaş, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Atatürk, bu sürecin öze dönmekle, kendi kültürel değerlerimize, örfümüze, âdetimize, geleneğimize dönmekle mümkün olacağı inancındadır. Osmanlı devrinde yapılan Nevruz kutlamaları Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî olarak devam etmiştir. ‘Bilelim ki, kendi benliğine sahip olamayan milletler başka milletlerin şikârıdır’ diyen Atatürk, böylece kendi kimliği, kişiliği, millî benliği kazandırılmış olan millete çağdaş olma yolunun da açılmış olacağına inanmaktadır.’’

Karakaş, Türk Devletleri ve toplulukları arasında Nevruz Bayramı’nın ortak tören ve ritüeller çerçevesinde kutlandığını belirtti. Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Özbekistan gibi Türk yurtlarında Nevruz’un hâlâ resmi bayram olarak kutlanmaya devam ettiğini ifade etti.

”Nevruz ulu Türk tarihinin, Türk millî tefekkürünün, halk felsefesinin bayramıdır.”

Karakaş, günümüzde, Nevruz geleneğinin, Kars, Konya, Sivas, Kastamonu, Kahramanmaraş, Tunceli, Gaziantep, Kırıkkale, Çorum, Edirne, Bilecik, Yozgat, Kırklareli, Manisa, Iğdır, İstanbul gibi illerimizde varlığını korumakta olduğunu aktardı.
Karakaş, Nevruz’un, Türk boylarının genel ve ortak bir tarihî değeri olduğunu belirtti. Karakaş, ‘’Nevruz’a mahallî veya politik renk verenler yanılırlar. Nevruz ulu Türk tarihinin, Türk millî tefekkürünün, halk felsefesinin bayramıdır. Bu bayram, Azerbaycan, Başkurt, Gagauz, Hakas, Karaçay, Kaşkay, Kazak, Kırgız, Nogay, Özbek, Türkmen, Uygur gibi bütün Türk boyları tarafından bilinip, kutlanmaktadır. Her biri farklı bir coğrafyada yaşayan bu Türk boyları öz millî, tarihî, coğrafî, geleneksel zenginliklerini bu bayrama katmışlardır.’’ ifadelerini kullanarak sözlerini bitirdi.


Üçüncü panelist Eyyüp Olğaç, Osmanlı Devleti’nden günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte, Kastamonu’da Nevruz kutlamalarının önemli bir gelenek olarak varlığını sürdürdüğünü belirtti. Tarihsel bağlamda hem halk arasında hem de devlet erkanının katılımıyla gerçekleşen bu kutlamalar, özellikle millî kimlik ve kültürel devamlılık açısından dikkate değer olduğuna vurgu yapan Olğaç, Osmanlı Devleti’nde Nevruz’un saray ve halk arasında farklı şekillerde kutlandığını belirtti. Özellikle II. Meşrutiyet sonrası Nevruz’un millî bir kimlik kazandığını ifade eden Olğaç, Kastamonu’da 1914 ve 1915 yıllarında gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarının, dönemin yerel gazetelerinde “Millî Bir Bayram” ve “Ergenekon Bayramı” başlıklarıyla geniş yer bulduğuna dikkat çekti. İttihat ve Terakki’nin desteklediği bu etkinliklerin, millî bilinç oluşturma sürecinde önemli bir sembol hâline geldiğini de vurguladı. Olğaç, 1914 yılında Kastamonu’da Nevruz’un Türk Gücü Derneği tarafından büyük bir coşkuyla kutlandığını belirtti. Bu etkinliklerin, Köroğlu gazetesinde geniş bir şekilde ele aldığını ve gazetede yayımlanan haberlerde, Nevruz’un millî bir bayram olduğu vurgulandığını ayrıca, Türk milletinin geçmişten gelen bağımsızlık ruhunu simgelediği ifade eden Olğaç, gazetelerde yer alan haberlere göre, etkinliklerde özellikle Nevruz’un Ergenekon Destanı ile bağlantısı üzerinde durulduğunu, bugünün Türk milletinin yeniden doğuşu, dirilişi ve özgürlüğü açısından taşıdığı önemin vurgulandığı belirtti.

’Kastamonu’nun Nevruz kutlamaları, sadece bir kültürel miras değil, aynı zamanda halkın doğayla olan derin bağını, inançlarını ve yaşam tarzını yansıtan önemli bir öğedir.”

Olğaç, ayrıca, Tahir Karauğuz’un Yeni Gün adlı şiirinin etkinliklerde öne çıkan eserlerden biri olduğu aktardı. Şiirin, Ergenekon’dan çıkışı ve Bozkurt’un Türkleri özgürlüğe kavuşturmasını anlattığı ifade etti. Olğaç, Kastamonu’da Nevruz’a dair önemli geleneklerden biri olan Nevruz Suyu geleneğinin, halk arasında yaşatılmaya devam ettiğini ifade etti.. Özellikle Kuzyaka Nahiyesi İslamköy’de bulunan ve “baharın suyu” olarak bilinen bu suyun, insanların sağlığını iyileştirdiğine ve baharın daha sağlıklı geçmesine yardımcı olduğuna inanıldığının altını çizdi.
Olğaç, Nevruz Suyu’nun her yıl 21 Mart’ta akmaya başladığı ve bu tarihte insanların suyu içmek ya da yüzlerini yıkamak için kuyruk oluşturduğunu belirterek halk arasında bu geleneğin, sağlıklı bir yıl geçirmek için edilen dualarla da desteklendiği ifade etti.Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Olğaç, Nevruz Suyu’nun bölge halkı için önemli bir inançla bağdaştığını ve geçmişten günümüze bu geleneğin yaşatılmaya devam ettiğini vurguladı.
Olğaç, Kastamonu’da Nevruz, sadece baharın gelişini simgeleyen bir gün olmadığını; aynı zamanda halk kültürünün ve yerel geleneklerin yaşatıldığı bir zaman dilimi olduğunu dile getirdi. Ancak, günümüzde bu kutlamaların çoğunun unutulduğunu ve modern yaşamın etkisiyle azalırken, bu geleneklerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması adına daha fazla çaba sarf edilmesi gerekmekte olduğunu vurgulayan Olğaç, ‘’Kastamonu’nun Nevruz kutlamaları, sadece bir kültürel miras değil, aynı zamanda halkın doğayla olan derin bağını, inançlarını ve yaşam tarzını yansıtan önemli bir öğedir. Bu bağlamda, Kastamonu’daki Nevruz geleneği, bölgenin kültürel zenginliğinin bir parçası olarak büyük bir değer taşır.’’ ifadelerini kullandı.


Son panelist Gamze Kuru, Nevruz’un Türk kültüründe yalnızca bir bahar bayramı olmadığını, aynı zamanda yeniden doğuşun, türeyişin ve özgürlüğün bir sembolü olarak görüldüğünü belirtti. Kuru, mitlerin, destanlar ve tarihî anlatıların incelenmesi sonucunda, Nevruz’un Türklerin kolektif hafızasında derin bir yere sahip olduğunun anlaşıldığını ifade etti. Özellikle Ergenekon Destanı’na değinen Kuru, Türklerin uzun yıllar Ergenekon’da sıkışıp kaldıktan sonra demir bir dağı eriterek özgürlüklerine kavuştuklarını, bu olayın baharın gelişiyle birlikte bir diriliş ve yeniden doğuş olarak kabul edildiğini ve bu nedenle Nevruz’la özdeşleştiğini dile getirdi.

‘’Nevruz, Türk kültüründe derin kökleri olan, sadece baharın gelişini değil, aynı zamanda toplumsal dirilişin, yeniden doğuşun, özgürlüğün ve umudun sembolüdür. ‘’

Ayrıca, Uygur kaynakları ve eski Çin kayıtlarına göre Türklerin baharın başlangıcını özel ritüellerle karşıladığını aktaran Kuru, Nevruz’un Türk hükümdarları için de önemli bir gün olduğunu, birçok zaferin ve önemli olayın bugüne denk getirildiğini ifade etti. Kuru, bunun yanı sıra, Nevruz’un sadece Türk mitolojisi ve destanlarıyla sınırlı kalmadığını, İslam ve diğer inanç sistemleriyle de ilişkilendirildiğini söyledi. Kuru, tüm bu anlatılara dayanarak, Nevruz’un yalnızca mevsimsel bir geçiş olmadığı, Türk tarihi ve kültürü içinde derin anlamlar taşıyan bir bayram olduğu sonucuna varılabileceğini sözlerine ekledi.
Kuru, ‘’Nevruz, Türk kültüründe derin kökleri olan, sadece baharın gelişini değil, aynı zamanda toplumsal dirilişin, yeniden doğuşun, özgürlüğün ve umudun sembolüdür. ‘’ ifadelerini kullandı. Kuru, mitlerden destanlara, halk edebiyatından klasik edebiyatın derinliklerine kadar geniş bir yelpazede işlenen Nevruz’un, hem doğal bir döngüyü hem de insanlığın içsel yenilenme sürecini yansıttığına, Türk halkının kolektif belleğinde vazgeçilmez bir yer edinmiş olduğuna vurgu yaptı. Kuru, ‘’Bu bayram, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir toplumun tarihsel, kültürel ve manevi kimliğini yeniden inşa ettiği, geleceğe umutla baktığı bir gündür. Nevruz’un kültürel ve edebi anlamı, Türk edebiyatının farklı dönemlerinde ve geleneklerinde kendini göstererek, toplumun geçmişten günümüze süregelen kültürel zenginliğini ve devamlılığını simgeler.’’ sözleri ile konuşmasını sonlandırdı.

Programın devamında Türk Dünyası’ndan gelen öğrenciler şiirler okudu ve Dombra dinletisi gerçekleştirdi.
Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Gürel, sözlerine şöyle başladı: “Sol gökleri kaldıranın, donatarak dolduranın, ol deyince olduranın, doksan dokuz adıyla…”

Doç. Dr. Gürel, ‘’Türk dünyası demek Nevruz dünyası demektir.’’ ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Gürel, Nevruz gününün Türkiye’de Milli Bayram olarak ilan edilmesi ve tatil kapsamına alınması gerektiğini ifade etti.

Doç. Dr. Gürel, Nevruz konuşmasının ardından Nevruz şiirini okudu.
Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun
Nevruz; Türkeli’nde nakış demektir
Ezelden ebede alp yüreklerden
Kâinata Türkçe bakış demektir.

Kişi bastığında yerin üstüne
Bir tatlı yel esti serin üstüne
Kışın, karanlığın, zorun üstüne
Nevruz; şimşek gibi çakış demektir.

Âdem’in çamuru yoğruldu bugün
Nuh karaya çıktı, doğruldu bugün
Yusuf’um kuyudan çağrıldı bugün
Nevruz; Hakk’a boyun büküş demektir.

Dört yüz yıl beklerken yurdun gizinde
Umutlar büyüttük ülkü dizinde
Gök yeleli bir börünün izinde
Nevruz; demir dağdan çıkış demektir.

Bir bayram sabahı, bir bahar günü
Başlayınca yerle, göğün düğünü
Vahdet ateşinde kesreti, kini
Nevruz; alev alev yakış demektir.

Kazak, Kırgız, Tatar, Azer el ele
Türkmen, Özbek, Uygur, dindaşım ile
Tuna’dan Altay’a, Kırım’dan Nil’e
Nevruz; sökülmeyen dikiş demektir.
Panel sonunda, Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Zeki Gürel tarafından panelistlere katılım belgeleri takdim edildi. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz tarafından ise panelistlere kendi kitabı olan “Kastamonu’da Nevruz” kitabı hediye edildi.

Panel, Anayurt Marşı söylenmesi ve toplu fotoğraf çekimi ardından sona erdi.

Haber/Fotoğraf: Tuğçe Karafakıoğlu

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.