“Kendimin Farkında Mıyım?” Projesi’nde “Stres ve Stresin Yönetimi” Başlıklı Son Oturum Gerçekleşti

Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda düzenlenen “Kendimin Farkında Mıyım?” Projesi’nin son oturumuna “Stres ve Stresin Yönetimi” başlığıyla İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Doç. Dr. Ahmet Kara konuk oldu.

“Kendimin Farkında Mıyım?” Projesi’nde “Stres ve Stresin Yönetimi” Başlıklı Son Oturum Gerçekleşti
26.05.2025
367
A+
A-

“Kendimin Farkında Mıyım” Projesi’nin konuğu olan İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Doç. Dr. Ahmet Kara stres konusunu geniş bir yelpazede ele aldı.

Merkez Kütüphanesi Sezai Karakoç Konferans Salonu’nda yapılan projenin son söyleşisi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı.

Söyleşinin moderatörlüğünü İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Dilber Usul yaptı.

Kendi öyküsünden ve mesleği seçmesindeki faktörlerden bahseden Doç. Dr. Ahmet Kara, şu şekilde konuştu: “Şanslı bir ailede büyüdüm. Sosyoekonomik düzeyi yüksek bir ailede büyüdüm. Bu çok büyük bir avantaj akademisyen olmam için. Beni çok geliştiren, şekillendiren, yapılandıran oldu. Ben bir akademisyenin sosyoekonomik düzeyinin yüksek olması gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir maddi kaygı olmaması gerekiyor. Daha motive bir şekilde çalışıyor. Mutlu bir çocuk olarak yetiştim ben. Bu çok değerli ve çok önemli. Özellikle bizim alanda mesela insanlar kendi egolarını, şişkin egolarını, pişmiş egolarını ne yapıyor öğrencilerimize ve akademisyenlere yansıtabiliyor. Ama mutlu bir Ahmet olarak lise dönemi, lisans dönemi ve çalışma hayatında bunun avantajları da dezavantajları da vardı. Ben bunların hepsini avantaja dönüştürdüm. Açıkçası bu benim için önemliydi ve ben bu işi duygumla seçtim. Akademisyenliği özellikle PDR’yi çok istiyordum. Sosyal destek faktörlerin çok değerli olduğunu düşünüyorum ve kişinin kesinlikle mesleğini arzulayarak, motive olarak ve adanmışlıkla yapması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü meslek bir kimliktir meslek bir benliktir. İnsanın işini severek ve tutkuyla yapması gerekiyor. Ben hep tutkuyla yaptım hep heyecanım devam etti.”

“Stres bir baharat gibidir, yemeğinize çok atarsanız mideniz rahatsızlanır, az atarsanız tatsız olur, orta düzeyde atarsanız tat ve lezzet katar.”

Stresin tanımını yapan Doç. Dr. Kara, şu ifadeleri kullandı: “Ben stresi sayı doğrusuna benzetiyorum. Aslında -1,0,1 arasında olan bir noktadayız. 0 noktasında biz kendimizi tanımlıyoruz birey olarak. -1 ve 0 arasında olan distres diye geçiyor. Olumsuz stres veya zararlı stres olarak geçiyor. 0 ve 1 arasında olan östres diye geçiyor. Yararlı ve faydalı stres. Stresi biz seçiyoruz stres bizi bulmuyor. Önemli olan bence kişinin stresi çok yoğun ve kronik hale getirmemesi gerekiyor. Yani azı karar çoğu zarar. Viyanalı fizyolog stres bir baharat gibidir diyor. Yemeğinize çok atarsanız mideniz rahatsızlanır, az atarsanız tatsız olur, orta düzeyde atarsanız ne yapar tat ve lezzet katar.”

Stresin yok sayılamayacağını vurgulayan Doç. Dr. Kara, konuşmasına şöyle devam etti: “Stres bir duygu mudur, stres bir tepki midir, stres fizyolojik bir yanımız mıdır, stres bilişsel bir şey midir? Stres bir duygudur tabii ki ama duyguyu tetikleyen merkezi otonom sisteminin sempatik sinir sistemi dediğimiz kalp hızımız, solunum yollarımızın artmasıyla bireyde şok alarm evresinin oluşmasıyla yani kortizol denen stres hormonunu salgılamamızla oluşan bir şey. O yüzden fizyolojik yanımız kesinlikle var ama duygusal yanımız, tepkimiz de var strese biz tepki veriyoruz. Hans Selye’nin çok güzel bir stres tanımı var, bu tanım çok önemli. İncitici ve örseleyici durumlara karşı organizmanın verdiği olumsuz bir tepkidir. Bir diğer tanım ise Lazarus’un tanımı. Bireyin dayanma gücünü aşan, sağlık açısından bireyi tehdit eden ilişkiler toplamı olarak tanımlanıyor. Bu tanımlar diyor ki stres olabilmesi için birinci olarak olumsuz bir uyaran olması gerekiyor, ikinci olarak bireyin buna bir reaksiyon vermesi gerekiyor ve bireyi olumsuz olarak etkilemesi gerekiyor. Eğer olumsuz stres ise olumsuz etkiliyor. İyi bir stres ise pozitif bir şekilde etkiliyor. Bu üç tane bileşen bir araya geldiği zaman stres oluşuyor. Stres aslında psikopatolojide anormal davranışlar ve çekirdek bir durumdur.”

Doç. Dr. Kara, stres kavramının araştırmalarda kullanılırken algılanan stres kavramıyla kullanıldığını ve bu algılanan stresin bireyin ona yüklediği anlamla ilişkili olduğunu vurguladı. “Biz stresi ilk önce bedenimizde fark ederiz” diyen Doç. Dr. Kara, stresin fizyolojik ve zihinsel belirtilerinin neler olduğundan bahsetti.

Stresin bireye özgü olduğu gibi yaş faktörüyle de bağlantılı olduğunu iddia eden Doç. Dr. Kara, “Bir araştırma vardı mesela. Tek yumurta ikizleri bile farklı stresler yaşıyor. Aynı sosyal çevre, aynı ortam ama ne oluyor kişilik özelliklerinden dolayı farklı stresler yaşayabiliyorlar. Yaş önemli, yaşa göre stres de değişebiliyor. İnsan yaş aldıkça, olgunlaştıkça daha duyarlı ve daha hassas bir döneme girebiliyor açıkçası.” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Kara, stresle başa çıkmanın bireysel ve örgütsel olarak iki ana başlık altında incelendiğini ve bu yöntemlerin neler olduğunu söyledi.

Stres yönetiminde üç tane model olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kara, “Birincil koruma, ikincil koruma, üçüncül koruma. Stres oluşmadan önce yapılan koruma birincil koruma. Stresi yavaş yavaş yaşadınız, örneğin ne yapıyoruz stresle ilgili; ben bir ölçek uyguluyorum önce stres mi kaygı mı ne düzeyde anlıyorum sonra danışmaya başlıyoruz işte bu ikincil koruma. Stres artık hayatınızı sardı sarmaladı, yoğun kronik bir hale geldi, depresyon hepsi eşlik ettiğinde yaşamsal fonksiyonlarımızı yerine getiremediğimizde o zaman üçüncül koruma oluyor.” dedi.

Doç. Dr. Kara, stres sörfüne şu sözlerle dikkat çekti: “Stres sörfü var. Mükemmel bence. Stresi bir sörfe benzetiyorlar ve üç adımdan, üç aşamadan oluşuyor. Sörfün alt tarafında ihtiyaçlarımız, beklentilerimiz ve engeller var. Bu ne yapıyor bir stres enerjisine sebep oluyor. Ve stres enerjisi duygu daha sonra eyleme sebep oluyor. Üç adımlı bir yaklaşım benimsiyoruz bununla ilgili. Birinci yaklaşım önce stresi fark etmek. İkinci yaklaşım stresi yakalamak diye geçiyor. En son ise artık eylem ve müdahale aşaması stres üzerinde sörf yapma aşaması geliyor.”

Program öğrencilere soru-cevap şeklinde ilerledi.

Programın sonunda İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Doç. Dr. Ahmet Kara’ya plaket takdimi yapıldı.

Haber/Fotoğraf: Rümeysa Tanas

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.