Kastamonu Kent Müzesi Tarafından ‘Bir Keşfin Hikayesi’ Başlıklı Etkinlik Düzenlendi
Kastamonu Kent Müzesi tarafından düzenlenen “Bilim Günleri” etkinliklerine “Asya’da ve Türkiye’de (Devrekani/Kastamonu) 65 milyon yıl öncesi denizlerine ait ilk keşif: Mosasaurus hoffmanni” konusuyla Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu konuk oldu.
Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. Tunoğlu, “Deniz Dinozoru” olarak da adlandırılan devasa kertenkele Mosasaurus hoffmani’nin keşfini anlattı.
Etkinlik, açılış konuşmasının ardından Prof. Dr. Cemal Tunoğlu’nun özgeçmişi ve bilimsel çalışmalarının tanıtılmasıyla başladı. Tanıtımın sonrasında ise Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, sunumunu yapmak üzere masaya geçti.
Keşfini, 1986—1991 yılları arasında devrekani bölgesinde 65,70 ve 100 milyon yıllık kayaların üzerinde doktora tezi yaptığı esnada bulduğunu dile getiren Prof. Dr. Tunoğlu, “Acaba bu kayalarda bir şey bulabilir miyim?” sorusunun araştırmalarının başlangıç noktasını oluşturduğunu ifade etti.
Doktora tezini tamamladıktan sonra bölgede bilimsel araştırmalarına devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Tunoğlu, Devrekani bölgesinin zengin bir fosil çeşitliliğe sahip olduğunu ve aynı zamanda jeosit noktası olduğunu da belirtti. Hemen ardından Kastamonu için önem arz eden mosasaurus hoffmanni fosilinin burada bulunması ve sahiplenilmesi gerektiğini söyledi.

“Mosasaurus hoffmani”nin 65 milyon yıl önce meteor çarpması sonucu dinozorlarla birlikte yeryüzünden silindiğini dikkate alan Prof. Dr. Tunoğlu, “Fosilin iskelet yapısı koskoca 17 metre uzunluğunda. Aşağı yukarı neredeyse salonun en uç köşesine kadar büyük bir alan. Çene bölgesinden kuyruk bölgesine kadar devasa bir canlı. Bu canlı o dönemin okyanuslarının ve denizlerinin en iri canlısı.” dedi. Bir kayayı ortadan ikiye ayırarak mosasaurus hoffmani fosilini bulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tunoğlu, şu şekilde konuştu: “Tabii ben bu keşfi yaptıktan sonra doğrudan doğruya “mosasaurus”lar üzerine uzman değildim. Uzmanlık alanım mikropaleontoloji üzerine. Fransa Doğa Tarihi Müzesi’nden uzun uğraşlarla bir dinozorcu hocamıza ulaştım öncelikle. O, söz konusu doğa tarihi müzesinde bu işlerin uzmanı olan bir kadın olduğunu söyledi. Onunla temasa geçtim. Kendisini Türkiye’ye davet ettim. Ve söz konusu fosilleri bizzat Hacettepe Paleontoloji laboratuvarında inceledi. Dişlerden bir tanesini iki gün çalışarak çıkardı. Diş hekimlerinin kullandığı diş taşı temizleyici aletleri vardır. O aletlerle ince ince temizleyerek tek bir dişi çıkardı. Çünkü o tek diş çok önemliymiş. Taksonamik açıdan sistematik açıdan. Üzerindeki çizgiler nedeniyle bunun hoffmani olduğu oradan ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bunu tür bazında nominal olarak böylece ortaya koydu.”
Karasal dinozorların kıtaların tarihsel süreçte uğradığı değişimlerden dolayı Türkiye’de bulunamayacağını söyleyen Prof. Dr. Tunoğlu, “Nerede var karasal dinozorlar? Çin bölgesinde var. Amerika bölgesinde var. Avrupa’nın bazı bölgelerinde var. O zamanın karasal alanlarında.” ifadelerini kullandı. 66 milyon yıl öncesinden günümüze kadarki kıtalar haritalarını karşılaştıran Prof. Dr. Tunoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Peki, 65 milyon yıl önce bu dönemde ne olmuştur? Bu dönemde Meksika körfezine büyük bir meteor çarpışması gerçekleşiyor. Ve bu meteor çarpışmasının tetiklediği, atmosferdeki ve okyanuslardaki zehirlenmeler, atmosferdeki Güneş ışınlarının Dünya’ya gelememesi, iklimin soğuması gibi bir takım nedenlerle dünyamızda bir yok oluş dönemi yaşanıyor. İşte o yok oluş döneminde doğal olarak “mosasaurus”lar aynı dinozorlar gibi aynı diğer bazı okyanus canlıları ve karasal canlılar gibi o dönemde yok oluyorlar. Dünya’dan varlıkları siliniyor.”

“Mosasaurus hoffmani”nin 7 farklı lokalitede bulunduğu ve Türkiye’nin 6. lokalite olduğunu aktaran Prof. Dr. Tunoğlu, “Hollanda, Belçika, Fransa, Polonya, Bulgaristan, Türkiye ve en son İtalya olmak üzere toplam 7 lokalite var. İlk kez St. Pietersberg/Belçika bölgesinde bulunuyor. İlk Mosasaurus 1780 yılında Belçika’nın Maastricht kasabasında bulunuyor. Etimolojik olarak ‘mosa’ kelimesi, bu kasaba yakınlarından geçen Meuse Nehri’nin latince bir ismi. Dolayısıyla ‘saurus’ ismi de kertenkeleler için kullanılan bir isim. İkisi birleşince mosasaurus yani Meuse kertenkelesi diye geçiyor. Ve bu fosil, bulunduğu lokaliteden Napolyon Bonaparte’nin Belçika’yı işgali sırasında alınıyor ve Fransa’ya kaçırılıyor. Söz konusu bu materyal, şu anda Fransa Doğa Tarihi Müzesi’nde. Koruma altına alınması gerektiği için orada bile açıktan sergilenmiyor.” diye sözlerini sürdürdü.
“Mosasaurus hoffmani”nin beslenme biçimi ve üreme davranışlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Tunoğlu, son olarak şunları ekledi: “Bunlada beslenme nasıldır? Bunlar karnivor yani et ile beslenen canlılardır. Denizlerdeki başlıca balıklarla, o devirde yaşayan ammonitlerle ve yengeçlerle besleniyorlar; ve gerçekten de bulunduğu lokalite, yengeçler açısından, ammonitler açısından ve o dönemde yaşayan denizel kabuklular açısından o kadar zengin ki, o yüzden de demek ki orada dolaşarak beslenme ihtiyacını gideriyormuş. Bu canlılar hava solunumu da yapabiliyorlar; o yüzden ortamlarda ara ara o ihtiyaçlarını da karşılayabiliyorlar. Hem denizde balıklar gibi solunum yaparken, karasal canlılar gibi de kısa dönem solunum gerçekleştirebiliyorlar. Bunlar da üreme nasıl oluyor? Bunlar, sürüngenler gibi yumurta yaparak ürüyorlardı. Bunlar, su içerisinde yılan ve balıklar gibi yüzerek hareket ediyorlardı.”

Etkinlik, soru-cevap şeklinde ilerledi. Bunu takiben, Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı tarafından Prof. Dr. Tunoğlu’na plaket takdim edildi. Prof. Dr. Tunoğlu’na ayrıca teşekkür belgesi ve hediye verildi.
Haber/Fotoğraf: Hilal Kara, Rümeysa Tanas