Kastamonu Üniversitesi’nde ”Mangışlak’ta Oğuzların İzleri” Programı Düzenlendi
Türk Dünyası Gençlik Konseyi Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen ”Mangışlak’ta Oğuzların İzleri” başlıklı program akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programda, Mangışlak bölgesindeki Oğuz boylarına ait izler ve mezar taşlarında tespit edilen damgalar ele alındı.
Programın açılış konuşmasını yapan Topluluk Başkanı Ömer Ali Öksüz, topluluğun son iki yıldır Türk dünyasının farklı coğrafyalarına yönelik etkinlikler gerçekleştirdiğini belirtti. ”Kırgızistan’dan Azerbaycan’a, Türkiye’den Türkmeneli’ne kadar geniş bir coğrafyanın tarihine, kültürüne ve toplumsal yapısına değinme fırsatı bulduk. Bugün ise ilk kez Kazakistan tarihine odaklanan bir programla karşınızdayız” dedi.

Etkinliğe canlı bağlantıyla katılan Yunus Emre Enstitüsü Astana Türk Kültür Merkezi Koordinatörü Dr. Gulmira Yeshmanova, Türkiye Cumhuriyeti Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğiyle yürütülen proje hakkında bilgi verdi. Yeshmanova, 2025 yılının Mayıs ayında Mangışlak bölgesinde gerçekleştirilen saha çalışmalarında Şopan Ata, Sisem Ata, Oğlandı Mezarlığı ve Koçkar Ata mezarlıkları başta olmak üzere birçok alanda incelemeler yapıldığını belirtti. Bu incelemelerde mezar taşları üzerinde 24 Oğuz boyuna ait damgaların tespit edildiğini aktaran Yeshmanova, özellikle; Kayı, Bayındır ve Bayat boylarına ait işaretlerin daha belirgin şekilde gözlemlendiğini ifade etti. Proje kapsamında elde edilen bulguların kitap haline getirildiğini ve yayıma hazırlandığını belirten Dr. Gulmira Yeshmanova, ayrıca makale çalışmaları ve sergi planlarının da bulunduğunu söyledi.

Kastamonu Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Kıldıroğlu, konuşmasında Mangışlak bölgesinin tarihsel ve coğrafi özelliklerine değindi. Hazar Denizi çevresinin Türklerin önemli yerleşim alanlarından biri olduğunu belirten Kıldıroğlu, bölgenin tarih boyunca Massagetler, Sakalar ve farklı Türk topluluklarına ev sahipliği yaptığını ifade etti. Mangışlak’ın zorlu coğrafi koşullarına rağmen tarih boyunca önemli bir yerleşim alanı olduğunu ifade eden Kıldıroğlu, bölgede yapılan araştırmalarda 24 Oğuz boyundan 11’ine ait damgaların kesin olarak tespit edildiğini belirtti. Özellikle Bayındır ve Çavundur boylarına ait damgaların yoğun olarak görüldüğünü dile getiren Kıldıroğlu, Kayı boyu damgasına ise sınırlı sayıda mezarlıkta rastlandığını söyledi.

Mezar taşlarının tarihi birer belge niteliği taşıdığına dikkat çeken Kıldıroğlu, bu taşların bir milletin geçmişine, inançlarına ve sosyal yapısına dair önemli ipuçları sunduğunu belirtti. Bölgede yer alan koç başlı mezar taşları, kahraman mezarları ve yer altı mescitlerinin Türk kültürünün izlerini yansıttığını ifade eden Doç. Dr. Mehmet Kıldıroğlu, bu unsurların Anadolu’daki benzer örneklerle de paralellik gösterdiğini vurguladı.
Programda ayrıca Mangışlak’taki mezarlıkların geniş bir alana yayıldığı, bazı mezarlıkların binlerce kişilik olduğu ve bölge halkı tarafından kutsal kabul edildiği bilgisi paylaşıldı. Bu alanların günümüzde de ziyaret edilerek dua edilen önemli mekanlar arasında yer aldığı belirtildi.
Etkinlik teşekkür belgesi takdimiyle ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Haber – Fotoğraf: Hilal Topçuoğlu